Toplardamarların düzensiz bir biçimde genişlemesi, uzaması ve kıvrımlar oluşturması varis olarak adlandırılıyor. Toplumda yüzde 10-20 sıklıkla görülen varislerden, kadınlar erkeklere göre daha fazla yakınıyor. Ortaya çıkmasında genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı ve kullanılan ilaçlar da etkili İki grupta inceleniyor.
Varislerin birincil ve ikincil olarak iki grupta incelendiğini belirtiyor: “Birincil varislerin oluşma nedenleri tam olarak açıklanamıyor. Bu vakalarda toplardamar duvarında yapısal bir bozukluk veya venöz(toplardamar) kapakçıklardaki yetersizlik veya yokluk sorumlu tutuluyor. İkincil varisler ise venöz kapakçıkların çeşitli nedenlerle hasarlanması sonucunda gelişiyor.
Derin venlerde oluşan pıhtılaşma, çeşitli travmalar ve enfeksiyonlar bu kapakçıklarda hasara neden olabiliyor” diyor. Genetik faktörler de varis gelişiminde önemli rol oynuyor. Ailesinde varis olan bir bireyde varis görülme olasılığı normalden 8-10 kat daha yüksek.
Ayrıca uzun süre ayakta durmak, şişmanlık, sürekli oturarak çalışmak, hareketsiz bir yaşam tarzı, yaşlılık, kullanılan çeşitli ilaçlar (doğum kontrol hapları, hormon tedavileri) varis oluşumunu kolaylaştırıyor. Hamilelik döneminde de hem bebeğin damarlar üzerine baskısı hem de hormonal değişiklikler varis oluşumunu artırıyor. Doç. Dr. Özer Kandemir, hamilelik dönemindeki varislerin yüzde 60-70’inin doğum sonrası kaybolabildiğini söylüyor.


Varis hastalıkları belirtilerinden biri ağrı. Ağrı sadece belirli bölgede olabileceği gibi tüm bacağı da etkileyebiliyor. Ağrının genelde bacakta ağırlık hissi ile beraber görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kandemir, uzun süre ayakta kalmakla ağrının arttığını ve bacakları havaya kaldırınca hafiflediğini söylüyor: “Gece krampları birçok hastada görülüyor. Kaşıntı, sıcaklık, yanma hissi de oluşabiliyor. Akşamları bacaklarda ve ayakta değişik derecelerde şişlikler oluşabiliyor.
Varisler üzerinde enfeksiyonlar ve tıkanıklıklar görülebiliyor. Bu gibi durumlarda, varisli damar çevresinde kızarıklık ve ısı artışı, damar üzerinde sertlik, ağrı, aşırı hassasiyet görülüyor. Genişlemiş ve kırılgan hale gelmiş varisli damarda hafif travmalarda bile ciddi kanamalara rastlanabiliyor. Hastalığın son evrelerinde ayak bileği çevresinde renk değişikliği ve açık yaralar oluşabiliyor. Bazı hastalarda ise herhangi bir şikayet yaratmadan sadece görüntü açısından problem yaşanıyor.”
Doppler ultrason ile tanı
Varisleri belirgin olan hastalarda fizik muayene ile tanı konulabilse de, tüm hastalarda toplardamarlara yönelik Doppler ultrason yapılıyor. Bu tetkik sayesinde gözle görülemeyen damarlar incelenip, kapakçıklar değerlendirilebiliyor ve böylece tedavi şeklinin nasıl olacağına karar veriliyor.
Derecesine göre tedavi
Örümcek ağı veya çizgisel tarzdaki mavi kırmızı renkli varisler ve küçük damarlar, dışarıdan lazer ışını uygulanarak ortadan kaldırılabiliyor.
Çapı 4 mm.’ye kadar olan bu varislerde Skleroterapi yada dışarıdan lazer uygulamaları öneriliyor. Skeroterapide, damar içerisine ince bir iğne yoluyla köpük haline getirilmiş ilaçlar verilerek bu damarların kuruyup ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Her seansta belli bir alana işlem uygulanıyor. Yaygınlığına göre seans sayısı değişiyor. Hasta işlem sonrası yürüyerek evine gidebiliyor. Sonrasında 3-5 gün arasında varis çorabı giyilmesi öneriliyor. Başarı oranı yüksek olan bu tedavide, nadiren alerjik reaksiyon veya verilen ilacın damar dışına sızması sonucu oluşan renk değişikliği gibi yan etkiler görülüyor. Tedavi sonrası bu bölgede oluşan morluklar ve şişlikler kısa sürede kayboluyor.
Ne zaman cerrahi tedavi gerekiyor?
Daha büyük olan varislerde, derin toplardamarlarda bir tıkanıklık veya ciddi bir kapak yetmezliği yoksa cerrahi tedavi öneriliyor. Doç. Dr. Özer Kandemir, “Cerrahi tedavi sadece bölgesel olarak genişlemiş damarların çıkarılması şeklinde olabildiği gibi kasıktan ayak bileğine kadar olan yüzeysel toplardamarın (safen ven) tamamının çıkarılması da gerekebiliyor. Açık cerrahide 1cm.’lik kesiler yapılarak bu damar bir tel yardımıyla çıkarılıyor. Hasta işlemden bir gün sonra taburcu oluyor ve bir hafta içinde günlük yaşantısına dönebiliyor” diyor. Cerrahi tedavi sonrası önerilere dikkat edilirse aynı bölgede varis tekrarlanmıyor.
Ne zaman lazer?
Son zamanlarda yaygınlaşan damar içi lazer veya ses dalgası (radyofrekans) uygulamaları ile, uygun hastalarda herhangi bir kesi yapılmadan genişlemiş toplardamar içeriden yakılıp kapatılabiliyor. Doç. Dr. Kandemir, “Bu uygulamalar uygun hastalarda, lokal anestezi altında hasta uyutulmadan yapılabiliyor. Hasta açık cerrahiye göre çok daha kısa zamanda normal hayatına dönebiliyor ve kozmetik sonuçları çok daha iyi oluyor. Bu tedavide başarı oranı yüzde 97-99 arasında değişiyor.
Ne zaman konservatif tedavi?
Variste konservatif tedavi, varis çorabı ve birtakım ilaçları içeriyor. Bu tedavi cerrahi gerekliliği olmayan veya cerrahiyi kabul etmeyen hastalarda uygulanıyor. Amacı ise varis komplikasyonu gelişimlerini önlemek ve hastanın şikayetlerini gidermek.
Variste ve uzun süreli toplar damar yetmezliğinde uygulanan yöntemlerin hiçbiri varis çorabı uygulaması olmadan tek başına başarılı olmuyor. Varis çorabının sabah uyandıktan sonra bacaklar havaya kaldırılarak kan boşaltıldıktan sonra giyilmesi ve akşam yatarken çıkartılması gerekiyor.
Eğer varis hastalığı erken dönemde tedavi edilmezse komplikasyonların zaman içinde gelişmesi kaçınılmaz oluyor. Ayak bileğinde; cilt değişiklikleri (egzema, lipodermatoskleroz), bacaklarda yaralar, venöz kanama, varisli damarların tıkanıklık ve enfeksiyonu (yüzeyel tromboflebit) görülebiliyor.
Önlem alın!
Egzersiz, bol hareket : Uzun süre hareketsiz olarak ayakta kalmak ve uzun süre oturmak varis gelişimini hızlandırıyor. Bu yüzden bol egzersiz, yürüyüş, yüzme gibi sporlar yapmak ve uzun süre sabit pozisyonda kalmaktan kaçınmak gerekiyor.
Sıcağa dikkat:Varis, sıcak ortam seviyor. Bu nedenle güneşlenme ve kaplıca ziyaretleri varis hastalarına önerilmiyor. Banyo sonrasında ise bacakların soğuk suyla yıkanması iyi geliyor.
Bacaklar yukarı:Varis problemi olan hastaların bacaklarını her fırsatta yüksekte tutmaları, aşağıya sallandırmamaları gerekiyor.
Çorap kullanımı:Uzun yolculuklarda destekleyici bir varis çorabı kullanmak önemli.
Topukları alçaltın: Varis şikayeti olanlar mümkün olduğunca az topuklu ayakkabı giymeli.
Neler Yapılmalı
Neler Yapılmamalı
Varisten korunma yolları :
Tedavi edilmezse ne olur…
Komplikasyonlar
Kapalı yöntemlerin klasik cerrahiye göre avantajları nelerdir?
Ne zaman cerrahi tedavi yapmayalım
Ne zaman cerrahi tedavi yapalım
1970 yılında Çanakkale’de doğan Doç. Dr. Özer Kandemir, 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2000 yılında Uzmanlığını alarak Bayındır Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde uzman doktor olarak çalışmaya başladı. 2010 yılında Doçent Dr. Ünvanını alarak Bayındır Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde “Senior Doktor” olarak görev yaptı. 2023 yılından itibaren Etlik Şehir Hastanesinde görev yapmaktadır.
Copyright 2022 – Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım; ULTRA DİJİTAL